Covid_19, Fiziksel Aktivite ve Beden Eğitimi Sorunu (V)*

Yazar : Hasan Kasap / 31 Eki 2020
Covid_19, Fiziksel Aktivite ve Beden Eğitimi Sorunu (V)*

Covid_19, Fiziksel Aktivite ve Beden Eğitimi Sorunu (V)*

İnsan her yaşta öğrenen bir varlıktır. Atasözlerimiz bunu “öğrenmenin yaşı yoktur” sözü ile vurgular. Programlar, öğretenler, sistemler ne kadar çok istese de öğrenme, insanın kendisinin gerçekleştirdiği bir olaydır. Bu yönden bakılınca insanın öğrenme performansı, sevdiği şeyleri, sevdiği kişilerle ve sevdiği ortamlarda en yüksek değere ulaşmaktadır. Bazı tutum ve davranışlar yaşamsal da olsa öğrenen tarafından yeterince ilginç ya da önemli görülmezse kolay öğrenilemezler.

İnsan kendisine yararlı olacağına inandığı bilgi, beceri ve tutumları öğrenmeye meyillidir. Her yaştaki insanın aktif yaşam tarzını benimsemesi, o birey için öncelikle bilişsel boyutta önem kazanmalıdır. Bu önem nasıl kazanılabilir? Bu önemi kazanılması, bireyin yaşamındaki önemli kişilerin etkisi ile olur. Peki kimdir bu önemli kişiler? İlk sırada daha önce de belirtildiği gibi aileler gelir. Bireyi etkileyen “öğrenme çevresini” genişletmeye başladığımızda sevilen saygı duyulan arkadaşlar, okulda en çok sevilen öğretmenler, bireyi etkileyen (olumlu ya da olumsuz) idol olan bireyler ile gelişme devam eder.

Aktif yaşam gibi bireyin varlığını sürdürmesinin olmazsa olmazı olan “hareket” ancak, insanın kendisi tarafından sürdürülebilir. Bu davranış örüntüleri, yukarıda sayılan öğrenme çevresinde gerçekleşir. Öğrenme çevresi içinde bir başka yaşamsal öğreti vardır ki o da bireyin sağlığı bozulduğunda (hastalandığında) öğrenilir. Bu açıdan bakıldığında sağlıkla ilgili birçok bilgi sağlık bozulduğunda ciddiye alınır. Her ne kadar çevredeki sağlıksız örnekler alandaki öğrenmeyi etkilese de yaşayarak öğrenme en etkili öğrenmedir.

Bireyin hareket kültürünün gelişmesinde sağlıkla uğraşanların katkısı çok yüksek olabilir.  Bu katkı, bireyin geriye dönüşü olmayan bir hastalığı oluşmadan önce gerçekleşebilir. Sağlık uzmanlarımız ve kurumlarımız bu desteklerini bireyin kendilerine hasta olarak gelmelerinden önce, koruyucu hekimlik boyutunda yapabilirler. Kalıcı bir aktif yaşamın öğrenilmesinde sağlık sektörü önemli bir öğrenme çevresi olabilir. Burada vurgulanabilecek en önemli fikir, bireyin ne kadar hasta olduğunun tanı ve tedavisinden daha önce, ne kadar sağlıklı olduğunun tanısının önemidir.

Gerek Covid öncesi gerekse Covid sonrası doktorlarımız hastalarına egzersiz ya da en azından yürüyüş önerilerini sunmakta, hatta hareket reçeteleri vermektedirler. Bunun gayet doğal ve alanın gerektirdiği bir uygulama olduğuna şüphe yoktur. Fakat, sağlık ve beden eğitimine daha derin bakmak, kurumsal ve meslekler arası işbirliği içinde güçlerini, insan için daha dinamik olarak birleştirmesi mümkündür. Günümüz teknolojisi artık bu işbirliğini kolayca sağlayabilir.

Daha sağlıklı ve daha az hastalanan bir toplum yapısının gerçekleşmesinde yukarıda saydığımız kurumlar (aile, okul, yerel yönetim, eğitim ve sağlık sistemleri) bireyin aktif yaşamının resmi alt yapısı olan beden eğitimini paylaşabilir. Tüm bu kurumlar insanın çok yönlü gelişimi ve bu gelişimin sürdürülmesi için vardır. Bir tıp mensubumuz, insanın sadece hastalandığında görevinin başlayacağını düşünmediği açıktır. Koruyucu halk sağlığı bu yaklaşımı teyit eder.

Beden eğitimi aktif yaşamın resmi öğrenme öğretisi ise -ki bu tüm bilimsel çalışmaların doğruluğunu kanıtladığı, tıbbi araştırmalarında ortaya koyduğu bir gerçektir, o zaman bu yaşama tarzı beden eğitimi öğretmenlerimizle tıp mensuplarımızın ortak uğraşını oluşturmaktadır. Bağışıklık sisteminin güçlü olmasında aktif yaşam ve egzersiz önemli olduğuna göre birey, beden eğitimi öğretmeni ve tıp mensuplarının ortak varlığıdır.

Corona gibi insanın bağışıklık sistemine saldıran virüslere karşı bu iki alanın ortak çalışması bir sorumluluk ve aynı zamanda bir insan hakkı olsa gerektir.

Halk sağlığı kavramı ve sorumluluklarına bakış açılarına, birkaç örnek verilebilirse halk sağlığı kurumlarının beden eğitimi kavramıyla ne kadar iç içe olduğu görülebilir. İki kaynağın verilerine dayanarak, bu iki alanın fırsatlarına açıklık getirmek mümkün olacaktır.

Hacettepe Üniversitemizin Halk Sağlığı Anabilim Dalı, “sağlık alanında görev yapan bütün çalışanlar tarafından bilinmesi ve uyulması gereken 13 ilkeden dördüncüsünü:

“Koruma tedaviden üstündür” Olarak tanımlamaktadır. “Sağlık hizmetlerinin birinci amacı ve sağlık personelinin temel sorumluluğu, kişilerin sağlıklı yaşamaya devam etmelerini sağlamak ve hasta olmamaları için çalışmaktır”. Hekimin ikinci görevini ise“hastaları tedavi ve rehabilite etmek” olarak ifade edilmektedir. (http://www.halksagligi.hacettepe.edu.tr/)

Bir başka önemli küresel örneği ise, “Halk Sağlığı Doktorlarının işlevlerini ve ilgili faaliyetlerini tanımlamayı amaçlayan, Guilbert metodolojisine göre Triveneto’ da yürütülen çalıştayda (-ki 30 profesyonel alan mensubunun katıldığı bildirilmektedir) Halk Sağlığı Uzmanları için 10 işlev öngörülmüştür. Bu on işlevin ilk altısı: “1) Sağlık durumu değerlendirmesi ve toplum risk faktörlerinin belirlenmesi, 2) Sağlığı Geliştirme, 3) Önleme, 4) Koruma, 5) Planlama, 6) İletişim…” şeklinde sıralanmıştır. (https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18523495/)

Bu yazının amacı Halk Sağlığı alanında çalışanlarımızın görevlerini hatırlatmak değildir. Amaç kaynaklarda belirtilen görev tanımlamalarına göre halk sağlığının korunması ve sürdürülmesinde, ortak hedefe ulaşmadaki fırsatların değerlendirilmesine dikkat çekmektir.

Beden eğitimi ve sporun, her yaştaki insanın sağlığının korunması ve sağlıklı yapısının sürdürülmesindeki önemi her iki bilim alanında da kanıta dayalı olarak ispatlanmıştır. Önemli olan bu fırsatların tek uygulama alanı olan insanda birleştirilmesi olayıdır. Hastalanmadan, kısaca “koruyucu ve önleyici sağlık” kapsamında yapılacak işbirliğinin nedenli önemli olduğunun, her iki alanın profesyonelleri tarafından dile getirilmesi yerinde olacaktır.

Sonuç olarak her iki bilim alanının görev sorumlulukları bireyin sağlığının geliştirilmesi, korunması ve sürdürülmesi’ gibi ortak hedefte birleşmektedir. Sorun nasıl bir ortak çalışma oluşturulabileceğidir.

Bu günkü teknoloji ve gelecek teknolojisi bireyin önceki ve şimdiki durumunun izlenmesini çok kolaylaştırmıştır. Hasta kayıtları en küçük ayrıntısına kadar arşivlenebilmekte ve istenildiği anda görülebilmektedir. Ancak aynı sistem içinde bireyin hastalanmadan önceki durumu, koruyucu fonksiyon yönünden belirlenememektedir. Bireylerin hastalanmadan önceki çok yönlü fonksiyonları sağlık arşivi içinde yer alabilmelidir. Bu konudaki işbirliği halk sağlığının korunması ve sürdürülmesinde büyük bir öngörü oluşturacaktır.

Böylece bireye en yakın duran aile hekimliklerinden başlayarak en üst düzeydeki sağlık birimlerine kadar aile bireylerinin bilgilerine erişilmesi, onların Yaşam boyu aktiviteye özendirilmeleri mümkün olabilecektir.

Bireyin fonksiyonlarını ölçen uluslararası pek çok fonksiyon testleri bulunmaktadır. Bireye ilgili uzmanlarca verilecek testlerin sonuçları arşivlendiğinde bireyin sağlık geleceği ile ilgili proaktif bir öngörü oluşturulabilir. Örneğin her üç ya da altı ayda bir bireye sunulacak bir “sağlık ve dinçlik” raporu bireyi fiziksel aktivite ihtiyacını giderilmeye özendirebilecektir.

Bu öneri, iki bilim alanınca yapılabilecek işbirliğinin onlarcasından sadece biri olabilir. Bu konuda yapılacak ortak çalıştaylarla, sürdürülebilir bir Halk sağlığı sistemi oluşturulabilir.

*Bu yazı ilgili internet sitesinin yazara verdiği izinle yayınlanmıştır https://viratrabzon.com/kose-yazilari/covid-19-fiziksel-aktivite-ve-beden-egitimi-sorunu-v/

ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

Burada yapmış olduğunuz üyelik web sayfası üyeliği olup lütfen dernek üyeliği için Dernek Üyelik Sayfamızı ziyaret ediniz.

ŞİFREMİ UNUTTUM

YUKARI