COVID-19 Sonrası Beden Eğitiminin Geleceği

Yazar : / 06 Haz 2020
COVID-19 Sonrası Beden Eğitiminin Geleceği

COVID-19 Sonrası Beden Eğitiminin Geleceği

Doç. Dr. Fatih Dervent

Türkiye Beden Eğitimi Öğretmenleri Derneği Genel Sekreter

fatih.dervent@tubed.org.tr

Dünyanın karşı karşıya kaldığı bu olağan dışı zamanı okullarımız ve öğrencilerimizden uzak geçirmenin birçoğumuz için üzüntü verici olduğunu söylemek güç değil. Diğer taraftan bu deneyim biz öğretmenlere şöyle bir soluklanıp yaşadığımız süreç üzerine derinlemesine düşünme fırsatı sunuyor. Ben de bu salgının yarattığı sorunlar ve beden eğitimi dersi üzerindeki olası etkileri ile ilgili yazdım.

Neler biliyoruz?

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, 5-17 yaş arasındaki çocukların günde en az 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktiviteye katılması gerekirken dünya gençlerinin yaklaşık yüzde 80’i fiziksel olarak yeterli düzeyde aktif değiller. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) , ulusal sağlık araştırmaları verilerine dayanarak 3-17 yaş arasındaki her 6 çocuktan birinin aşırı kilolu ya da obez olduğunu belirtiyor. Türkiye’de yapılan araştırmalar bu değerlerin ne yazık ki ülkemiz için de geçerli olduğunu ortaya koyuyor.

İlk adım ne olmalı?

Yukarıda kısaca değindiğim gerçeklerin asıl acı verici yanı, salgın öncesi döneme ait olmaları. Dolayısıyla atılması gereken ilk adım, normal şartlar altında bile yeterli düzeyde fiziksel olarak aktif olmayan öğrencilerimizi, dört duvar arasında kaldıkları bu dönemde hareketli hale getirmenin yollarını aramak olmalı. Bardağın dolu tarafına bakarsak kendimizi şanslı dahi sayabiliriz. Bu salgını 20 yıl öncesinin teknolojisiyle yaşamak zorunda kaldığımızı bir düşünsenize. Neyse ki, günümüz teknolojisi, öğrencileri en azından DSÖ’nün belirttiği fiziksel aktivite ölçütlerinde, aktif kılmak için sosyal medya, blog siteleri ve video paylaşım platformları aracılığıyla sunulan milyonlarca içeriğe saniyeler içinde ulaşmayı mümkün kılıyor. Sınırsız içeriğe erişim sayesinde, öğrencilerini aktif olma konusunda motive etmek amacıyla yeşil ekranları kullanarak süper kahramanlar gibi uçan, onları uzayın derinliklerinde bir gezintiye çıkarıp Mars üzerinde egzersiz yaptıran yaratıcı beden eğitimi öğretmenlerimizin olduğunu görmek, fiziksel aktivite konusunda umut veriyor.

Sadece hareket etmek yeterli mi?

İlk adımın çocuk ve gençlerimizi fiziksel olarak aktif kılmak için eyleme geçmek olduğu konusunda sanırım çoğumuz hem fikiriz. Bence sıradaki adımı doğru atabilmek için öncesinde birkaç sorunun dürüstçe cevaplanması gerekiyor. İlk soruyla başlayalım; sizce de beden eğitimi, fiziksel aktivitenin çok daha ötesinde bir kavram değil mi? Hareket etmek elbette beden eğitimi dersinin özünü oluşturuyor. Ama sadece harekete odaklandığımızda “eğitimi” göz ardı etmiş oluyoruz. Öğrencilerimizin çok boyutlu gelişimlerini sağlamak için eğitim odaklı iyi planlanmış kaliteli beden eğitimi programlarına ihtiyacımız var. Beden eğitimi ve spora katılımı bir insan hakkı olarak gören Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, Kültür Örgütü (UNESCO) , kaliteli beden eğitimi programlarını öğrencilerin sadece psiko-motor değil, aynı zamanda bilişsel, sosyal, duygusal ve ahlaki becerilerle donatıldığı duygusal açıdan güvenli, destekleyici ve kapsayıcı programlar olarak tanımlıyor. Ülkemiz ortaokul ve ortaöğretim beden eğitimi ve spor dersi öğretim programlarını incelediğimizde UNESCO’nun vurgu yaptığı özyönetim, düşünme ve sosyal becerilere yer verildiğini görüyoruz.

İkinci soru ise şu; öğrencilerimize neler öğretmeyi hedefliyoruz? Kaliteli beden eğitimi programlarının ana çıktısı beden eğitimi ve spor okuryazarı bireyler yetiştirmek olduğu için bu soruya verilecek muhtemel cevabın beden eğitimi ve spor okuryazarlığı olacağını varsayıyorum. Elbette bu aynı zamanda akılcı da bir cevap. Hangi öğretmen öğrencisinin hareket becerilerini kontrol ve uyumla sergilerken özgüven duymasını, sosyal olmasını, evrensel değerlere bağlı kalmasını istemez? Başarılı olmak için yeni şeyler denemekten çekinmeyen, sorumluluk alan, beden eğitimi dersinin sağlık ve zindeliğe katkısına değer veren ve bu sayede içsel bir istekle aktif ve sağlıklı bir yaşam biçimini benimseyen öğrenciler yetiştirmek… Mesleki açıdan büyük bir tatmin ve mutluluk kaynağı bu.

Son ama en can alıcı soruyla devam edelim. Hedefimizi beden eğitimi ve spor okuryazarı öğrenciler yetiştirmek olarak belirledik. Bu harika! Peki, planladığımız ve sunduğumuz içerikler hedefimizle örtüşüyor mu? Kabul ediyorum; uzaktan eğitimde, teknolojik cihazlar aracılığıyla bunu başarmak hiç de kolay değil. Yine de Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2023 Vizyonu'nda vurgulanan ve beden eğitimi dersinin kendine has işbirliği, problem çözme, eleştirel, yansıtıcı düşünme, takım çalışması gibi becerileri arkadaşlarından uzak evlerinde kalan öğrencilerimize ulaştırmanın yollarını bulmamız gerekiyor.

Teknoloji çare olabilir mi?

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2015 sonuçlarına göre, 15 yaşındaki çocuklarımız işbirlikli problem çözme becerisinde 52 OECD ülke arasında ne yazık ki son sıralarda yer alıyor. Öğrencilerimizin okullarında yüz yüze öğrenim gördüğü döneme ait bu veri, çocuk ve gençlerimizin fiziksel mesafe kurallarına tabi olduğu uzaktan eğitim çağında (umarım tez zamanda kapanır bu çağ) çok daha kötüye gidebilir. Çünkü yine bir başka PISA analizi , bilişim teknolojilerine yoğun bir şekilde yatırım yaparak öğrencilerin tablet ve bilgisayar kullanımına ağırlık veren ülkelerin öğrenci başarısında istenen gelişimi sağlayamadığını ortaya koyuyor. Bu analiz, teknolojinin iyi bir öğretmenin yerini asla tutamayacağının bir başka göstergesi. Diğer bir ifadeyle teknoloji ancak iyi yetiştirilmiş öğretmenlerin elinde işlevsel bir araç olabilir. Yine de teknolojinin birçok durumda işimizi kolaylaştırdığını biliyoruz. Üstelik şu an teknolojiye ihtiyacımız da var. Şimdi gelin bu şartlarda neler yapabileceğimiz üzerine düşünelim.

Neler yapabiliriz?

İlk olarak fiziksel mesafenin sekteye uğrattığı “öğretmen-öğrenci etkileşimine” daha yoğun şekilde odaklanılması gerektiğini düşünüyorum. Öğretmenler, etkinliklerle aktif kılmaya çalıştıkları öğrencilerinin çabalarına değer verdiklerini göstermek, takdir etmek, zorlandıkları konularda desteklemek için öğrencileriyle aralarında güçlü bir bağ kurabilirler. Bunu daha çok güven, cesaret, meydan okumayı içeren duygusal bir bağ olarak düşünmeliyiz. Bu sayede öğrencilerimizi eskisinden daha iyi tanıyabilir, belki de gizli kalmış potansiyellerini açığa çıkarmak için bazı ipuçları keşfedebiliriz. Diğer önerim “anlam verme” üzerine. Öğrencilerin onlara sunulan görev ve etkinlikleri niçin yaptıklarını, onlara katkılarını anlamalarını sağlayacak şekilde uyarlamaktan bahsediyorum. Bir egzersiz esnasında artan kalp atışının nedenleri, metabolizmada oluşan değişimler üzerine kafa yormaya yönlendiren soruların öğretime eklenmesini örnek olarak verebilirim. Ya da okul bahçesinde arkadaşlarla birlikte oynanan bir oyunda koşmak ile odada olduğu yerde yalnız başına koşmak arasındaki farkları anlamak üzerine düşünmek. Buradaki vurgu öğrencileri zihinsel olarak meşgul edebilmek. Öğretmenler bu zihinsel süreci zenginleştirmek için öğrencilere farklı yollar gösteren, geleceğe yönelik ipuçları içeren, olumlu, spesifik geribildirimleri kullanabilirler.

Yukarıda çoğunlukla olumsuz durumlara değinmiş olabilirim. Yazarken çok da keyif aldığım söylenemez. Ama beden eğitimi öğretmenliği mesleğinin geleceğine yönelik bir sorumluluk hissettiğim, sadece fiziksel aktiviteye odaklanan, teknolojiyi öğretmenliğin üzerinde gören anlayışın önüne geçmenin, COVID-19 salgını nedeniyle mecbur kaldığımız uzaktan eğitim sürecinin de etkisiyle, her geçen gün zorlaşacağı endişesiyle yazıyorum. Diğer taraftan tüm bu olumsuzluklara rağmen öğrencilerinin duygusal ve zihinsel gereksinimlerini karşılamak için çok yoğun çaba harcayan beden eğitimi öğretmenlerinin varlığını bilmek içimi rahatlatıyor. Bu yazdıklarım mesleki deneyim ve gözlemlerimi yansıtıyor. O nedenle caveat emptor hatırlatmasını yapmak isterim.

ÜYE GİRİŞİ

YENİ ÜYELİK

Burada yapmış olduğunuz üyelik web sayfası üyeliği olup lütfen dernek üyeliği için Dernek Üyelik Sayfamızı ziyaret ediniz.

ŞİFREMİ UNUTTUM

YUKARI